Yazarlara yorum yaz!

Yorum yazılamayan köşe yazarı kalmayacak!

Afişler savaşında kim ne demek istiyor - 20.08.08

Yazan: algebraz Haziran 20, 2008

SON günlerde İstanbul’da dolaşırken kentin dört bir yanını saran bir afişe maruz kalıyorum…

Afişte şu iki unsur var:

Alabildiğine sempatik ve kararlı bir Tayyip Erdoğan fotoğrafı…

Ve fotoğrafın hemen yanında kocaman harflerle yazılmış, “Gölgelerin üzerimize geldiği zor zamanlarda / Güneşin doğuşuna binlerce kez şahit olduk” cümlesi…

Ne kadar gereksiz bir lügat paralaması… Ne kadar lüzumsuz bir retorik gayreti… Ne kadar sonuçsuz kalmaya mahkûm bir mutantan laf etme çabası…

Hadi bunları geçelim de kelimeler üzerinden bir meal çalışması yapalım…

İşte slogandaki “Gölge / Güneş” metaforlarının anlamı:

GÖLGE: Yargıtay Başsavcısı… Anayasa Mahkemesi… CHP…

ZOR ZAMAN: Erdoğan’ın partisi hakkında dava açılması ve bu davanın kapatma ile sonuçlanacağına dair işaretlerin belirginlik kazanması…

GÜNEŞ: Hiç kuşkusuz Tayyip Erdoğan…

GÜNEŞİN DOĞUŞU: Mahkeme kararlarının seçim sandığından çıkan sonuçla geçersiz kılınması…

Peki AKP retorik yapar da CHP durur mu?

Onlar da bir afişle yanıtı yapıştırmışlar…

Onların afişinde ise “Adamın iflahını kesen karabulutlar”, “Güneş ışınlarını çağrıştıran altı ok” ve “Atatürk silueti” gibi görsel unsurlar kullanılmış…

Sloganları ise daha kısa:

“Karabulutlar dağılınca her zaman güneş doğar.”

Biraz “Karabulutları kaldır aradan” şarkısını çağrıştıran bu slogandaki ifadelerin karşılığı ise şöyle bir şey:

KARABULUTLAR: AKP ve Tayyip Erdoğan… Daha doğrusu AKP ve Tayyip Erdoğan’ın irticai yönü…

KARABULUTLARIN DAĞILMASI: AKP’nin kapatılması… Tayyip Erdoğan’ın yasaklanması…

GÜNEŞİN DOĞMASI: AKP kapatılınca, Erdoğan da yasaklanınca… Yani arazi temizlenince… Baykal’dan değil, Atatürk’ten alınan güçle CHP’nin iktidara gelmesi…

Nur topu gibi bir polemikçim oldu

BEN ki…

Eskilerin “ilm-i hilaf ü cedel” dedikleri, yeni yetmelerin “polemik” deyip geçtikleri yöntemin hakkını vermek için elimden gelen gayreti göstermiş bir adamım…

Yerim hep “kavganın göbeği” oldu…

Hıncal ile cedelleştim… Haşmet’le neredeyse fiziki temas noktasına geliyordum… Gülben’inden Hülya’sına, hatta Lerzan’ına kadar álemin namlı ya da namsız kadınlarıyla takıştım… Nereden estiyse Kadir İnanır ile bile bozuştum… Muhterem Ahmet Taşgetiren’in o temiz lisanını nasıl bozduğunu gördüm falan filan…

Neyse… Şimdi durup dururken “Kavgalılar” listemi temize çekmeye kalkışmayayım…

Lafı şuraya getireceğim:

Fatih Terim’le ilgili yazım üzerine bana yanıt vermeye kalkışan kişi kim oldu dersiniz?

Şarkı sözü yazarı Şehrazat adlı hanımefendi…

Hürriyet’ten sevgili dostum Necdet Açan, nereden bulduysa bulmuş, “Gözün aydın… Nur topu gibi bir polemikçin oldu” notunu ekleyerek göndermiş Şehrazat adlı hanımefendinin yazısını…

Baktım, “Ahmet Hakan’dan nefretimin 8 nedeni” başlıklı bir nazire yazısı patlatmış Şehrazat

Yazıyı okuyunca acı acı güldüm…

Ve içimden şöyle dedim: “Ulan hızlı başladın, çabuk tükendin… Meydanı gümbür gümbürdetecek bütün namlı polemikçileri başından savdın… Sen misin bu kadar hızlı giden? İşte böyle kalırsın Şehrazat’la baş başa…”

Ne diyeyim… Hay bin kunduz!

Haşim Kılıç’a yapılan ayıp

ANAYASA Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç’ı yıpratmak isteyenlerin gözü dönmüş, ağızlarından çıkanı kulakları duymuyor…

Güya Kılıç, terör örgütü İBDA-C’nin üyesiymiş!

Peki kanıtı neymiş bunun?

33 yıl önce yayınlanan İBDA-C adlı örgütün yayın organında “H. Kılıç” imzasına rastlanmış… Bu “H. Kılıç”ın, Haşim Kılıç olmadığı ortaya çıktı…

Ama iftiracılar boş durmuyor… “Haşim Kılıç” imzasının yayın organında mevcut olduğunda ısrar ediliyor.

Haşim Kılıç ise ısrarla, “Benim böyle bir yayın organında görev almam söz konusu değildir” açıklamasını sürdürüyor.

* * *

Aslında neresinden tutsanız dökülen bir iddiadır bu…

Hadi 33 sene öncesine gidip, marjinal dergi sayfalarından yargıç karalamaya malzeme arama faaliyetinin gayri ahlakiliğini bir tarafa bırakalım…

Hadi iddianın kaynağı Aydınlık dergisinin, iftira atma konusundaki maharetini ve bu konudaki sabıkasını da bir tarafa bırakalım…

Hadi Haşim Kılıç’ın yalanlamasını da bir tarafa bırakalım…

Sadece şuna bakalım:

İBDA-C adlı örgüt, ne zaman ortaya çıkmış?

Cevabı herkes biliyor: En fazla 20 sene önce…

Peki 20 yıllık tarihi olan bir örgütün, 33 yıl önce nasıl üyesi olunabiliyor?

Mahkeme başkanlarını ve üyelerini karalamak için katakulli çevirmek kimseye bir yarar sağlamaz…

Yorum Yapın

XHTML: Bu etiketleri kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>